Fikir babası ve kurucusu olan S. Uğur OKÇU öncülüğünde, 13 Mayıs 1997‘de internette yayın hayatına başlayan ve 11 yıldır kesintisiz yayımlanan FOTOGRAFYA, farklı coğrafyalardan, farklı cinsiyet ve yaş gruplarından, farklı eğitim alanlarından bir grup gönüllü tarafından, tamamen imece usulüyle çıkarılan, Türkiye’nin ilk ve en kapsamlı sanal fotoğraf dergisi.
(www.fotografya.gen.tr)
Bunun yanında Fotografya, bir yandan fotoğraf gündemini belirliyor ve takip ediyor, öte yandan da bir tür sanat tarihi yazıcılığı yaptığı bilinciyle niteliğinden ödün vermiyor.
Basılı Yayıncılıktan Elektronik Yayıncılığa
Bu yüzyılın bilgi üretme, yayma ve paylaşma aracı olarak internet kuşkusuz rakipsiz olacak. Bilgisayar ortamına alışkın kuşakların yetiştiği göz önüne alındığında, geleneksel yayıncılık anlayışından elektronik yayıncılığa doğru geçişin katlanarak hızlanacağını öngörebiliriz. Fotografya dergisi de bu öngörüyle hareket etmiş ve ortaya bu güzel yayıncılık örneği çıkmış.
Neden Dergi?
Hayatı anlama ve anlamlandırmak için, gündelik olandan kalıcı olana ulaşmak için, yaşadığı güne tanıklık ederken, tarihi olanı kaydetmek için dergi vazgeçilmez bir kaynaktır.
Dergi okuru, kitap okuru ile gazete okurunun arasında farklı bir kulvara yerleşir. Dergi okuru daha dinamik bir profile sahiptir. Dergi yayıncılığı karşılıklı etkileşime çok daha açık bir yayıncılık türüdür. Dergi yayıncılığı bir yandan gündelik olana, gelişen ve değişene dair iletileri içerirken, öte yandan kalıcı olanı belirler ve saklar.
Dergiciliğin belirli alanlarda uzmanlaşmaya yönelik eğilimlerine karşın, bu gönüllü ekip, fotoğrafın tüm alt alanlarını kapsayan, bunu yaparken de en profesyonelinden, fotoğrafla hiç ilgisi bulunmayan insanlara kadar herkese hitap edecek, bilgilendirecek, eğitecek ve heveslendirecek bir içerik oluşturmayı hedeflemişler.
Fotografya’yı tıpkı basılı yayınlar gibi belirli dönemlerde çıkan, genel çerçevesi belirlenmiş sayılar şeklinde hazırlamakla birlikte, içeriğini zaman içinde sadece fotoğrafla sınırlamayıp, edebiyat, felsefe, estetik, sinema, sanat tarihi gibi alanlara da açarak zenginleştirme yoluna gidilmiş.
Fotografya’da yer alan yazıların, köşe yazılarının ve portfolyoların hemen hemen tamamı Fotografya için yazılmış veya hazırlanmış. Tüm yazı ve fotoğrafların telif hakları, tıpkı basılı yayınlarda olduğu gibi hukuk kuralları çerçevesinde koruma altına alınmış. Fotografya dışında bir yerde yayımlanmış yazı veya fotoğraflar ise ilgili yasalara uygun olarak gerekli izinler alınıp ve kaynak gösterilerek yayımlanıyor.
Dergi kısa zamanda pek çok takipçi edinmiş ve olumlu tepkiler almış. Uelsman, Witkin, Salgado, Bresson, Ara Güler gibi dünya çapındaki büyük ustaların bu sanal dergide fotoğraf yayınlamayı kabul etmeleri bile, derginin ulaştığı düzey hakkında fikir verebilir.
Tek ödüllerinin; ortak emekle, nitelikli bir ürün yaratmanın verdiği haz ve paylaştıkça çoğaldıklarını bilmek olduğunu ifade eden yayın kurulu üyeleriyle küçük bir söyleşi yaptık:
Fotografya’nın kuruluş hikayesini anlatır mısınız, fikir nasıl oluştu, amacı nedir? Fotografya’nın kurucusu ve fikir babası S.Uğur OKÇU, internette dergi çıkarma fikrini bize söylediğinde, ilk olarak gönüllü yapılan işlerin ne kadar zor olabileceğini düşünerek tedirgin olmuştuk. Daha önce internet ortamında yayın yapan bir dergi de görmemiştik. Önümüzde bir örnek yoktu. Bu bilinmeyenlerle birlikte arkadaşlarla yayın ilkelerimizi, dergimizin hedeflerini belirleyerek gerekli çalışmalara hemen başladık. 97 Haziran ayı içersinde ilk sayımızı yayınlamış olduk.
.
O zamandan bu yana fotoğraf adına elimizden geleni yapmaya çalıştık. Fotografya ticari yada başka bir kaygı gütmeksizin hem fotoğrafçılarımızın yazıya döktükleri fikirlerini özgürce ifade edebileceği, hem de eski, orta, yeni kuşak fotoğrafçılarımızın eserlerinin paylaşılacağı bir ortam yaratma amacındaydı. Fotografya belirli kişilerin yada zümrelerin tekelinde olmayan bir dergi. Bu yüzden sayfalarımız üreten herkese açık.
Hiçbir ticari kaygı gütmeden çıkarılan bu derginin giderleri nasıl karşılanıyor?
Bir internet dergisinin diğer basılı dergilerden maliyet farkları; “kağıt - baskı - renk ayrımı - posta - ambalaj “ gideri yok. Ama bir internet servis sağlayıcı / sunucu (server) ihtiyacı var. ISS desteğini verecek kurumu bulduğunuz takdirde, diğer masraflar; cepten ve dergi yayın kurulu haricindeki kişi ve kurumların hizmet katkısıyla karşılanıyor. (internet servis sağlayıcılığı, fotoğraf tarama, web )
Kadronuz kimlerden oluşuyor, bu işe gönüllü olarak mı hizmet veriyorlar? Kadromuz geçinmek için gerekli olan parayı fotoğraftan kazanmayan insanlardan oluşuyor. Derginin geliri olmadığı için para karşılığı hizmet satın alınamıyor.
Neden basılı olarak değil de internet üzerinden yayın yapmayı tercih ettiniz?
Ana neden, servis sağlayıcı sorununu çözdüğünüz zaman, emek haricinde çok az bir maliyet gerektiriyor olması , basılı yayınlara göre denetimin daha az olması, fiziksel sınırın olamaması , yani yazı ve fotoğraflarda sayfa kısıtlamasının verilmemesi …
Türkiye’de online hizmetler henüz tam oturmamışken, alanınızda ilk olmanın getirdiği avantajlar ve dezavantajlar nelerdir?
Avantajları; tanınıyor olmak, başkasına benzeme gibi bir kaygı olmadan dilediğin gibi hazırlanma, rakipsiz olmanın verdiği avantajla materyale (yazı fotoğraf) daha rahat ulaşabilme, en azından yeniden kullanım oranının düşük olması.
Dezavantajları ise; tek ve en iyi olmanın getirdiği rehavet ve doyum , rekabet noksanlığı . İnternet altyapısını değiştirenin sadece bugünü değil geçmiş 12 yılı da kapsıyor olmasının zorluğu.
Hedeflediğiniz kitleye ulaşabildiğinizi düşünüyor musunuz? Ne tür eleştiriler alıyorsunuz? Hedeflediğimiz kitle fotoğraf, sanat ve sanat tarihine ilgi duyan herkesti. Altyapımızın yetersiz olması nedeniyle dergimizin okuyucuyla bir etkileşimi yok. Bu nedenle doyurucu bir geri dönüş almıyoruz. Eleştiriler, teknolojimizin eskidiği, çok yüklü içerik nedeniyle bir sayıyı bitiremeden yenisinin çıktığı ve şurada şu hata var burada bu hata var şeklinde bilgi düzeltmeleri.
İçeriği oluştururken nelere dikkat ediyorsunuz?
Soruların içinde en basit gibi görünmekle beraber en karmaşık olanı. derginin içeriği, dergiyi oluşturan unsurların içerisinde neredeyse en önemlisi. Sonrasında bu içeriğin kimler tarafından hazırlandığı (yazar, fotoğrafçı) ve en sonunda bunun nasıl sunulduğu geliyor.
Fotografya’nın tasarımı kadar, içeriğinin tasarımı da basılı dergilerle örtüşüyor. Genel yayın ilkeleri var. Yazılı olmayan çalışma ilkeleri var. Sürekli köşe yazarları var, sürekli fotoğraflarına yer verdiği fotoğraf sanatçıları var. Bir de içeriği değişen ama ismi hep aynı kalan köşeler (solan renkler, platformlar, yol notları) bulunuyor. İçerikte neyin, nasıl yer alacağını belirlerken : Yazı ve fotoğraflarına yer verilmek istenilen kişi tercihi ve içeriğin o kişiye bırakılmasına dikkat ediyoruz. Bir konuya ilişkin kimin yazı yazabileceği / fotoğraf verebileceğinin tespitiyle o kişiden özel istekte bulunuyoruz. Güncel olarak işlenmesi arzu edilen konular var. Örneğin; savaş ve çekilen acılar… Okuyucunun entelektüel birikimlerine katkıda bulunabilmesi de önemli. Bunun yanında sanatsal üretim sürecinin gelişimine ilişkin katkıda bulunmalı. Tabi teknik bilgi ve tecrübenin geliştirilmesine yönelik eğitim yazıları / proje çalışmaları da içeriğimizde mevcut. Yabancı dil yoksunluğu nedeniyle okunamayan önemli yazıların kazandırılması, kitapların, katalogların, dergilerin içinde raflara kaldırılmış yazıların, fotoğrafların, fotoğrafçıların ortaya çıkartılarak okuyucunun faydalanmasına sunma bizim için büyük önem teşkil ediyor. Çocuk ve engellilere özel önem veriyor ve içeriğimizde yer veriyoruz. Tanıtım aracı olmasına dikkat ediyoruz.
Temalı çalışmalarla birlikte işimiz biraz daha kolaylaştı. Bir yazardan yazı yazması istendiği zaman, kabul etmesi halinde üç soru sorar : Ne hakkında, ne kadar uzunlukta, ne zamana kadar. Temayı bildirmekle ne hakkında yazacağını belirtmiş oluruz. Dergi temanın etrafında kurgulanır, biraz önce saydığım unsurlara göre de kalan kısımlar, sürekli köşeler doldurulur.
Ulusal ve uluslar arası alanda yazarlara ve sanatçılara yer verdiğiniz görülüyor. Gönüllü hizmet veren bir dergi için zor olmuyor mu? Bu ilişkiler nasıl kuruluyor?
Fotografya’da daha önceden H.C.Bresson, Ara Güler gibi alanının önde gelen fotoğrafçıların yer alması, daha sonra portfolyo veya yazı isteyeceğimiz kişiler için birer referans niteliğinde. Son iki sayıdır özellikle seçtiğimiz konuyla bağlantılı olan fotoğrafçıları, yazarları, akademisyenleri tarayıp onlarla internet aracılığıyla temasa geçiyoruz. Fotografya’nın tamamen gönüllülük esasına göre çalıştığını, hiçbir kar amacı gütmediğini ve her türlü yazılı -görsel eserlerin bütün hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine ait olduğunu belirttiğimizi söylüyoruz. Derginin tamamı Türkçe olmasına karşılık birçok yabancı fotoğrafçı, sanatçı, akademisyen bize yazılarını, portfolyolarını vermekten çekinmedikleri gibi, oldukça seviniyorlar, hatta şaşırıyorlar. Şunu da belirtmeliyiz ki, uluslar arası platformda ünlü bir sanatçıdan gidip çalışma istemek, Türkiye’deki bir sanatçının çalışmasını istemekten daha kolay oluyor kimi zaman. Türkiye’deki bazı sanatçılara, fotoğrafçılara ulaşmak zor, maillerimize olumlu veya olumsuz bir yanıt dahi vermiyorlar. Tabi bunun dışında çok güzel diyaloglar kurduğumuz kişiler de var, onları tabi ki bunun dışında tutuyoruz.
Ülkemizde internetin yaygınlaşması pek çok internet suçunu da gündeme getirdi. Dergiyi yayınlarken bu anlamda özellikle dikkat ettiğiniz konular var mı? Derginin içeriğini bu yasaklara göre düzenlediğiniz oluyor mu?
Derginin içeriğini belirlerken yasal düzenlemelerden daha çok, yayın kurulunun düşünsel sınırları etkili oluyor. Dergi kendisine sınırları zorlamak gibi bir işlev yüklemese de zaman zaman bu sınırları zorluyor, karşı çıkışları olabiliyor.
Bu projeyle fotoğraf sanatına ne tür bir katkınız olduğunu düşünüyorsunuz?
Bizler fotoğraf gönüllüleriyiz. Bizler gibi düşünenlerle bir arada olmak istiyoruz. Fotoğrafa gönül verenlerin düşüncelerini paylaşmak, yazılarını okumak, fotoğraflarını görmek istiyoruz. Biz üzerimize düsen görevi elimizden geldiğince yapmaya çalışıyoruz. Ve inanıyoruz ki bu görev sadece bizlerin değil. Eli kalem tutan, parmağı deklanşöre basan, fotoğrafa büyük emek veren, hayatının önemli bir bölümünü fotoğrafa adayan herkesin ve fotoğraf kuruluşlarının da Fotografya’yi yaşatmak için ellerinden geleni yapmaları en büyük beklentimiz.
GİZEM HAKSEVER
Ankara Üniversitesi
İletişim Fakültesi
Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü